POWER OF RED

Özlem Süer  Blog   POWER OF RED

POWER OF RED

Devrimler, onunla ateşlendi; kameralar onu hep sevdi ve sevmeye de devam edecek.

 

Power Of Red

Kırmızı; devrimin, sıra dışının, ateşin, korku filmlerinin, yüksek sanatın rengi… Sadece bu kadar mı? Elbette hayır.

 

Kırmızının ne kadar güçlü bir renk olduğunu keşfetmek için çok eski tarihlere kadar gitmeye gerek yok. Henüz birkaç yıl önce, lüks marka dendiğinde aklınıza gelebilecek ilk isimlerin gelinlik tasarımlarında, tercihin kırmızı olduğunu görmüştük. Bu gelinliği giyen kadınlardan gelen yorumlar ise, defalarca âşık oldukları yönündeydi. Beyaz bir gelinlik de olabilirdi? Hatta belki de böylesi daha uygun görülürdü? Hatta denediler de… Ama tercihleri, yine kırmızıdan yana oldu. Peki neden? Nedir bu rengin sırrı?

 

Çünkü kırmızı; bizim genlerimizde, kodlarımızda var. Adeta, bu renk için yaratılmışız. İnsan yapısına, dürtülerimize bu kadar yakın; ilkel yanımızla bu kadar kaynaşmış başka bir renk yok. Kırmızının, kendini ortaya çıkarması için başka hiçbir şeye ihtiyacı yok. Bağımsız, kendi kendini vurgulayabilen, altı iki kere çizilmiş bir etki uyandırabilen, seksi, tutkulu, kışkırtıcı, heyecan uyandıran bir renk…
Kralların ve kraliçelerin, savaşın ve imparatorlukların, tiyatronun ve gücün rengi. Bir yandan şeytani iken, diğer yandan ilahi dinler için oldukça değerli de. Bir yandan cehennemi, diğer yandan kutsal ruhu çağrıştırabiliyor. Canlılığın, çarpan bir kalbin işareti. Ayrıca, yerin en derinlerinin, magmanın da rengi!

 

Komünizmin, Çin’in, Budizm’in, Hinduizm’in rengi. Spor arabaların, yüksek topukların rengi… Hangi tasarımcının elinden çıkmış olursa olsun, kırmızı; kendi tarihselliğini ve tüm insanlık kültüründeki önemli yerini, kullanıldığı bütün çalışmalara derin bir şekilde yansıtıyor.

 

Bizler sadece ortaya çıkan tasarımları görebiliyoruz. Ama dünyaca ünlü tasarımcılar için aslında bu rengin daha derinlerde çok farklı anlamları olabiliyor. Doğdukları yer, karşılaştıkları kültürler, hatta farklı kültürlerde kırmızıya yüklenen farklı anlamlar ve bunu öğrendiklerinde yaşadıkları şaşkınlık… İşte kırmızı bu yüzden güçlü! O bir bağ… Anıları, kültürleri, duyguları; hatta geçmişi ve geleceği birbirine bağlayabilecek kadar güçlü.

 

Kadınlar için kırmızının çok farklı ve yine birbirinden değerli anlamlar taşıdığından eminiz. Simyacı, işi kapmanızı sağlayan, randevunuzda size ek skor getiren, sussanız bile sizin adınıza konuşan, düşmanların hakkından gelen… Bu sıfatları kırmızı için düşündüğünüzde size de tanıdık gelmiyor mu?

 

Bill Blass, kırmızı için şöyle söylemişti: “Eğer emin değilsen, kırmızı giy!”

 

Kırmızıyla ilgili yaptığımız tüm bu tanımlar, belki de Diana Vreeland gibi moda bilgisi oldukça yüksek isimlerin neden hayatlarını bu renge adadıklarını açıklıyor. Hatta hayatını bu rengin içinde geçirdiğini söylersek abartmış olmayız.

 

Vreeland, kırmızıyı şöyle tanımlamıştı: “Üzerine 50 kat vernik atılmış bir süs eşyası gibi…”.

 

Power Of Red

Bu tanımı, New York’taki apartmanında o ünlü fotoğrafının çekimi sırasında yapmıştı. Dudakları, ojesi, ruju, yanakları, hatta alnı ve kulakları bile kırmızıya boyanmıştı. Halılardan kapıların rengine kadar, dekorasyondan hiç bahsetmiyoruz bile… Bu dekoratif stilde, kendisi için tanımı ise şöyle olmuştu:
“Cehennemde, bir bahçe.”

 

O’na göre, kırmızıdan sıkılmak demek, âşık olduğunuz birinden sıkılmak gibi bir şeydi. Bu her ne kadar mümkünse?

 

Dünyanın tarihini araştırdığınızda, kırmızının tarihini de araştırmış olursunuz. Paleolitik çağda ölüler, kırmızı toprak boyası ile boyanmış, nar taşı yataklarda yakılırlardı. Bu nar taşının etrafına, içerisinde şarap veya kan bulunan vazolar yerleştirilirdi. Bu bilgileri, büyüleyici tarihi eseri “The History of a Color: Red”de yazan isim, Michel Pastoureau.

 

Orta Çağ’da ise kırmızı, hem; cehennemin ve lanetin; hem de yine aynı dönemde kutsal ruhun ve kutsal aşkın rengiydi. Antik yunanda, yüksek rütbeli din adamları, önemli kutlamalarda kan kırmızısı cübbeler giyerlerdi. Papa’yı düşünün. Birçok isim genellikle hep kırmızı giyinirdi (Örneğin; Pope Innocent X).

 

Kırmızı, hep vardı. Hep özeldi. Her zaman da özel, eşsiz ve güçlü olmaya devam edecek. Çünkü o, aşkın rengi!

 

No Comments
Leave a Comment:

0
    0
    Sepetiniz
    Sepetiniz Boş